Seninle biz, asla anlaşamazdık belki, uzlaşmacı yanımızı köreltseydi evrilmemiz.
Lakin, derine inen büyük bir kuyu ya da dünyanın kaynayan merkezi…
Bunlara gitmek için kafalarımız bir ve sarmaşık, aynı bilgiyi sevmiyoruz anlaşılan.
Ben, körelmiş, köhne, sessiz, unutulmuş, dayanaksız/dalsız, çağsız ve kimsesiz bir bilgiyi emzirirken sol göğsümden, susup kalmayı erdem, yeri gelince iki kelam edip, gözlerime yıldızlar yerleştirmeyi insan olmak bildim. Ruhum parladı, Tanrı doğdu derdim, ruhum parladı, Tanrı doğurdu. Sağ göğsümden emerken dünya yangınımı; Aslında korkulan cehennem, içimdi benim. Sessiz sorulara, sessiz cevaplar, kaynatır durur ömrü. Ben besledim volkanları, ben istedim olanları.
Sen, plansız, romantik, katatonik, hezeyanı yüksek, umutsuzca umutlu, retrospektif, cevaplara sarılan, aynada aynını gördüğü anda histerik, düşünceyi paylaştığın bir diğer aydınlığa, derin aşklar besleyen bilgiyi, kök saldırdın sol yanında. Sağ yanın kıyamet, sağ yanın enkaz.. Kimin umurunda!
İşte bu yüzden, ben, yıktıklarımın yası ile nöbet tutarken kendi içimin lahitlerinde, bin basamaklı ziguratlarım da tapındım Tanrı dediğine. Ama sen, tek bir aydınlığın peşinde, bin parçalık bir yapbozu yapıştırdın ağdalı ses tonuna. Dünyada bir dûde, bir esra’ olduğumuzu bir kenara atıp, kendi Tanrı'nın inşaası için nafile ışıklar topladın, bir kavanoz dolusu ateş böceği olduğumuzu bilmeden. Her süslü kelamı kendin gibi bildiklerine, her ruhsuz nidayı, içini göremediğine yazdın. Mesele edep değil, söz değil. Mesele iki güzel sözü edememekte o güzel mavi kalemle!!
Oysa göz yordu, ruh yoruldu diye elinin tersi ile ittiğin ruhlar Tanrı'nın ilk piçleri miydi?
Unuttun…
Hatırlamayayı seçtin.
Yabani bir bilgelikle kırdığın kalbi, aynı ışığa almadan ezip geçtin.
Bu saatten sonra tek parçası eksik yapbozdan dünya olmaz, olsa da hep o eksik olan batar göze.
Bir gün oturur da sorarsan kendi içine, o parçanın yerini bulacak olursun belki. Atını kaybetmiş her alp gibi, kaybettiğin diril kendi aydınlığındadır her zaman.
Dedi dersiniz, bir güzel kelamı öldüremediklerinize. Evrimleşmek için, çiftleşmek kimin haddine. Tanrı'yı bulmak için birleşmek lazım gelir. Yar'dır yaradan, yaradır yaratılan…