Kur’an-ı Kerim’i Güzel Sesle Okumak
Ebû Hüreyre’nin (radıyallahu anh) işittiğine göre Rasûlullah (salllahu aleyhü ve sellem) şöyle demiştir:
Allah, güzel sesli Peygamber’in Kur’an’ı açıktan ve ahenkli bir şekilde
okumasına kulak verdiği gibi başka hiçbir şeye kulak vermemiştir.
(M1847 Müslim, Müsâfirîn, 233; B5024 Buhârî, Fedâilü’l-Kur’ân, 19)
Ebû Mûsâ el-Eş’arî’den (ra) rivayet edildiğine göre Rasûlullah (salllahu aleyhü ve sellem) ona:
Sana, Davud’un ailesine verilen güzel seslerden verilmiş, demiştir.
(Rasûlullah (salllahu aleyhü ve sellem) Ebû Mûsâ el-Eş’arî’nin Kur’an okuyuşunu dinlediğinde pek duygulanmış ve bu hadisi ifade buyurmuştur.
Hadiste her ne kadar Davud ailesi denilmişse de, şârihler burada Hz. Davud’un kastedildiğini söylerler.)
Müslim’in diğer bir rivayetinde Rasûlullah (salllahu aleyhü ve sellem) ona:
Dün gece senin Kur’an okumanı dinlerken, beni görmeliydin, buyurmuştur.
(M1852 Müslim, Müsâfirîn, 236)
Berâ b. Âzib’den (ra) rivayet edildiğine göre o, şöyle demiştir:
Rasûlullah (salllahu aleyhü ve sellem), yatsı namazında Tîn sûresini okuduğunu işittim. Ondan daha güzel sesli bir kimse işitmedim.
(M1039 Müslim, Salât, 177; B769 Buhârî, Ezân, 102)
Ebû Lübâbe Beşîr b. Abdü’l-Münzir’den (radıyallahu anh) rivayet edildiğine göre
Rasûlullah (salllahu aleyhü ve sellem) şöyle demiştir:
Kur’an’ı güzel sesle ve ahenkle okumayan bizden değildir.
(D1471 Ebû Dâvûd, Vitir, 20)
İbn Mes’ûd (ra) anlatıyor:
Bir gün Rasûlullah (salllahu aleyhü ve sellem) “Bana Kur’an oku!” diye emir buyurdu.
“Yâ Resûlallah, Kur’an sana nâzil olmuşken ben nasıl sana Kur’an okuyayım?”
dedim.
Rasûlullah (salllahu aleyhü ve sellem):
“Ben Kur’an’ı başkasından dinlemeyi severim.” buyurması üzerine, kendisine
Nisâ sûresini okumaya başladım.
“Her ümmetten şahit getirdiğimiz ve onlara da seni şahit kıldığımız zaman,
bakalım onların hâli nice olacak?” mealindeki âyet-i celileye (Nisâ, 4/41) geldiğimde:
“Şimdilik bu kadar (okuman) yeter”, buyurdu. Baktım ki, gözlerinden yaşlar akıyordu.
(B5050 Buhârî, Fedâilü’l-Kur’ân, 33; M4867 Müslim, Müsâfirîn, 247)