kişisel gelişim yerine kişisel gerilim yaşıyoruz her gün

❣ Chile in a Photography ❣
RMH

No title available
sheepfilms

roma★
No title available
occasionally subtle
Keni
𓃗

Andulka
h
Mike Driver
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH

No title available
macklin celebrini has autism
One Nice Bug Per Day
Claire Keane
"I'm Dorothy Gale from Kansas"
Game of Thrones Daily

tannertan36

seen from Türkiye

seen from France
seen from Germany
seen from United States

seen from United States
seen from Türkiye
seen from India

seen from United Kingdom
seen from United States
seen from Tajikistan
seen from France
seen from Belarus

seen from United Kingdom

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United Kingdom

seen from Colombia
seen from Albania
@imkansizasikrapunzel
kişisel gelişim yerine kişisel gerilim yaşıyoruz her gün
Size yapılsa yakıp yıkacağınız şeyleri bana yapıp sakinlik bekliyorsunuz çok beklersiniz
onca renk varken kara kara düşünmek.
solunda koca bir yara var, sağındaki küçük çiziğe ağlıyorsun.
Aklım kalbimi kurşuna diziyordu sanki.
Seni seviyorum, çünkü her sabah kalktığımda bir günü daha seninle geçirecek olmanın mutluluğunu yaşatıyorsun bana. Ben her güne seninle başlıyorum, seninle bitiriyorum…
Seni seviyorum, çünkü seninle her gün hayatı yeniden keşfediyorum. Bana her gün keşfedilecek bir şey sunuyorsun mutlaka. Soluksuz keşif maceralarının yorulmaz kaşifi oluyorum…
Seni seviyorum, çünkü beni dünyanın en mutlu insanı yapıyorsun. Mutluluğa yeniden ad versem, senin isminle anarım…
Seni seviyorum, çünkü en güzel zamanlarımın sahibisin sen. Seninle geçirdiğim kısacık anlar bile unutulmaz oluyor. Bitmesin istiyorum. Ya yoksan? İşte o zaman akmaz oluyor dakikalar, bir işkenceye dönüşüyor zamana katlanmak…
Seni seviyorum, çünkü bir ressamın çizebileceği en güzel tablosun sen. Renklerinle büyülüyorsun beni, hayran hayran bakıyorum sana. Ya da bir şairin yazabileceği en anlamlı şiir, sevdayı ve aşkı anlatan…
Seni seviyorum, çünkü yıllardır sakladığım aşk sözcüklerini ortaya çıkardın. Kıymet bilmez yüreklerden sakındığım o sözcükleri şimdi korkmadan, gururla söyleyebiliyorum. Biliyorum ki bir tek sen hak ediyorsun onları…
Seni seviyorum, çünkü aynı anda tüm mevsimleri yaşatıyorsun bana. Ellerini tuttuğumda yaz, saçlarına dokunduğumda bahar. Beyazlığınla kışımsın, aşkımızı sulayan bereketli yağmurlarınla sonbahar…
Seni seviyorum, çünkü sorgulamıyorsun yargılamıyorsun beni. Olduğum gibi kabul ediyorsun, hatalarımla zaaflarımla. Değiştirmek yerine anlamaya çalışıyorsun beni…
Seni seviyorum, çünkü korkmadan açıyorum yüreğimin kapılarını sana. Biliyorum ki hoyrat davranmayacaksın, biliyorum ki kanatmayacaksın yüreğimi...
Seni seviyorum, çünkü içimdeki yaramaz çocuğu ortaya çıkarmayı biliyorsun. Benimle çocuklaşıyorsun sen de. Hayatı bu kadar ciddiye alanlara inat oyunlar oynuyoruz birlikte, bıkmadan, usanmadan…
Seni seviyorum, çünkü ben karanlıkta yolunu kaybetmiş, nereye gideceğini bilemeyen biriyken, ışığınla aydınlattın yolumu. Bana hayatı sundun ellerinle, aşkı armağan ettin. Geçmişe dair tüm acı izleri sildin…
Seni seviyorum, çünkü ihanet yok aşkımızda, yalanlarla örülmüş sahte duygular yok. Birbirimizi kandırmadan, en çıplak halimizle yaşıyoruz bu aşkı. Zaten aşk dediğin böyle yaşanmalı…
Seni seviyorum, çünkü beklentisiz sevmenin ne olduğunu biliyorsun.”Önce sen beni sev, ben seni daha sonra severim” demiyorsun. Açıyorsun yüreğini cesurca. Cesaretinle beni kendine hayran bırakıyorsun…
Seni seviyorum, çünkü doğadaki her canlıya sevgiyle bakabiliyorsun, üşümüş bir sokak kedisi gördüğünde içinin acıdığını biliyorum. Her canlıya yardımcı olabilmek için çırpınıyorsun…
Seni seviyorum, çünkü kıskanıyorsun beni. Öyle tadında, öyle kararında kıskanıyorsun ki bu çok hoşuma gidiyor. Ne aşırıya kaçarak sıkıyorsun beni, ne de hiç kıskanmayarak umursamaz görünüyorsun…
Seni seviyorum, çünkü ne ağlarken gözyaşını, ne de gülerken kahkahanı saklıyorsun. Yüreğinin en derin yerlerinden gelen hüzünle ağlıyor, ağız dolusu gülebiliyorsun…
Seni seviyorum, çünkü küçük şeylerden büyük mutluluklar doğabileceğinin farkındasın. Hayatını hep o büyük mutluluğu aramakla geçirmek yerine, küçük mutlulukları biriktirerek kocaman bir mutluluğun sahibi oluyorsun…
Seni seviyorum, çünkü seninle sonsuza dek birlikte yaşayacakmışım gibi hissediyorum. Senin de beni sevmekten asla vazgeçmeyeceğini biliyorum. Her zaman, ama her zaman “iyi ki hayatımdasın” diyebiliyorum…
Seni seviyorum, çünkü yıldızları getiriyorsun avucunda. Sarı, sıcak güneşi sunuyorsun bana. En coşkun denizlerin maviliğini getiriyorsun. Dalga dalga yayılıyorsun içime…
Seni seviyorum, çünkü olur da bir gün, yaşadığımız bu kenti terk etmek zorunda kalırsak, gittiğimiz yerde de kendimize ait mutlu bir hayatımız olacağını biliyorum. Biz birlikte olduktan sonra dünyanın her yeri cennet…
Aşkımın büyüklüğünü, sevdamın yüceliğini anlatmaya çalıştım sana. Bunca nedenden ve bunca sözden sonra seni ne kadar çok sevdiğimi anlatmayı başarabildim mi, bilmiyorum. Sözcüklerle tarif edilemeyecek kadar derin sana hissettiklerim. Bir de yüreğimdeki kuşların sesini dinle… Belki onlar daha iyi anlatır aşkımı. Biliyorum ki, sen olduğun sürece o kuşlar hiç terk etmeyecek yüreğimi… Sevgilim, ben seni yaşıyorum, seninle yaşıyorum. Çünkü… Seni Çok Seviyorum…
akmayan yolda kendimi sırtımdan itekleyip durmuşum
yalnız kalmaya alışmış birine herkes fazla gelir
biliyorsun zaten ruh hâlim mezar. sevilmedim, sevdiğimin yarısı kadar.
Burda aylar önce de oturdum. Dünyanın sonu gibi hissettiğim bir gündü. Çaresiz, ruhen yorgun ağlamaktan bitkin bir halde idim. Artık iyi hissettiğim günlerin geleceğine dair sıfır umut vardı içimde. Bu gün bambaşka biri olarak oturuyorum. Kendimden eminim, ertelediğim her işe sıfırdan başladım, kendime döndüm. O zamanlar da ki çaresiz gibi hisseden kıza teşekkür ediyorum. Vazgeçmek üzere olmanın nasıl hissettirdiğini bana hatırlattığı için. Bu gün feroş üzerinde çok emeği var. Umarım kimse dibi görmez. Ve yine umarım ki kimse kalbi sökülürcesine acı çekmez. Güzel günlerde buluşmak dileği ile…
unutur muydum onu? Unutur muydum sahi? Bir gün gerçekten de unutur muydum? Onun kalbimde açtığı yara geçse, iyileşse, izi kalmaz mıydı? Hiç olmamış gibi… Öyle yapa bilir miydik? Hiç olmamış gibi? Hiç olmamış gibi yaşayabilir miydik bir gün? Yapar mıydık sahi?
10.09.23
ayrılıklar ve vedalar hayatımda hep vardı ama buna alışmak pek kolay olmayacak
(içim buruk)
"Bazı Vedalar Hiç Bitmez"
Bazı vedalar, akşam karanlığında pencereden dışarı bakarken insanın içine oturur; sanırsın ki geceyle birlikte o ayrılığın tüm ağırlığı da inmiş omuzlarına. Giden gider, kalan kalır; ama hiçbir şey aynı kalmaz. Herkes bilir bunu ama kimse söyleyemez.
Birini uğurlarsın, sanki “hoşça kal” der gibi, ama o kelimenin içinde bir hoşluk kalmamıştır artık. İçin acır ama dile gelmez. Herkes “iyi olacak” der, "zaman her şeyi halleder." Ah, ne büyük yalanlar! Zaman sadece bekletir; olan biten her şey, her eksiklik, her yarım kalmışlık, sadece kalbinde daha derine iner. Bir yaraya dönüştürür zamanı, tam orada, göğsünün tam orta yerinde...
Vedalar, insanın elini kolunu bağlayan, nefesini tutan bir şeydir. Hele de erken bir vedaysa bu, neyle avunacaksın? Geceyi içerek, dertleri kadeh kadeh yudumlayarak mı? Hangi sohbette, hangi şarkıda unutulabilir o erken kopuş? Kendine bile söyleyemediğin o cümleler, içinde bir yerlerde, dipsiz bir kuyuda yankılanır. Zor olan işte bu: Kalbindeki bir şey eksik kalmışken, sanki yarım kalmış bir hikâyeye nokta koymak gibi vedayı etmek...
İnsanın içi bir köprü gibi sallanır, iki yakası bir türlü birleşmez. O köprünün bir ucunda anılar, diğer ucunda yaralar durur. Gözlerin dalar, o ilk tanışma anına; sonra o ilk bakışın peşinden gelen bin tane unutulmaz anıya. Ama vedanın ardından… Geride kalan sadece bir sessizlik. Ve bu sessizlik, bazen dünyanın en kalabalık yerinde bile insanı tek başına bırakır.
Bir şey sorarlar sana, "bu hüzün ne zaman geçer?" Bilinmez. Belki hiçbir zaman geçmez. Belki de vedalar, geride kalan her şeyi silmek değil, insanın kalbinde yer açmak içindir. Ama yine de insanın içi kanar, sanki hayat boyu her veda, yeniden ayrılığı öğrenmek gibidir. Öylece, sessizce, usul usul...
Belki günün birinde, her şeyin anlamını çözebildiğin bir vakitte, sen bile fark etmeden kalbin eski acılarının altında yeni umutlar büyütür. Ama o zamana kadar, insan sadece kendini teselli eder. “İyiyim” der mesela, “iyileşirim elbet.” Ama işte, her veda, insanın içinde bir şeyleri eksik bırakır ve hayat, o eksikliklerle yaşamayı öğrenmektir belki de...
Soner GUMUS
Hani sorulur ya hep, vedalar gidene mi zordur kalana mı diye. Çoğunluğun cevabı vedaların kalana, gidenden daha zor olduğudur. Bence sevene zor vedalar. Gidersin ama orada kalanı düşünürsün hep; acaba şu an ne yapıyor, ne düşünüyor, ne hissediyor diye. Aklın, kalbin hep oradadır. Kalırsın ama bir ömür gidenin yasını tutarsın, onunla yapmak istediklerini yaparsın, onunlaymış gibi hissetmeye çalışırsın. Sevenin canı yanar yani her türlü. Kalsa da, gitse de...
📍 Bazen, sadece bir molaya ihtiyacın var. Güzel bir yerde. Tek başına. Her şeyi çözmek için.