Riyâzü’s-Sâlihîn, Peygamberimizden Hayat Ölçüleri'den iktibas.
seen from United States
seen from Denmark

seen from United States
seen from United States
seen from Brazil

seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from China
seen from China

seen from Australia
seen from United States

seen from China

seen from Singapore
seen from Norway
seen from Italy

seen from Germany
seen from China
seen from Ireland
seen from Russia
Riyâzü’s-Sâlihîn, Peygamberimizden Hayat Ölçüleri'den iktibas.
(bir hiçliğin yok oluşu) Saniyeler geçiyordu. Dakikalar geçiyordu. Saatler, günler, haftalar, aylar, yıllar geçiyordu. Geçtikçe ben yaş alıyordum. Her saniye biraz daha yaşlanıyordum. Yaşım git gide ilerliyordu ve ben o ana kadar farketmemiştim.. bu kadar yaşlandığımı, yaş aldığımı farketmemiştim, edememiştim. Şöyle bir bakıyorum da ben bu yaşıma kadar, bu kadar yaş alana kadar ne yapmıştım. Düşündüm düşündüm. Düşündükçe daha da yaşlandım, yaş aldım. Ama aklıma hiç bir şey gelmedi. Çünkü ben bu hayatta hiç bir şey yapmamıştım. Bu hayata hiç bir katkım olmamıştı, olamayacaktı. Bu hayatta kocaman bir hiçtim. Hiçten öte bir hiç. Hiçlik ile var olmuştum. Hiçliğime anlam katayım diye bunca yıldır yaşamıştım. Ama şu an ölüm döşeğindeyken farkediyorum ki. Ben bu gün yarın ölsem. Hiç bir faydam yoktu, ne de hiç bir zararım. Çünkü ben yoktum. Varlığım sadece resmiyette gözüken bir şeydi. O da birkaç güne yokluk olacaktı. Hiçlik yokluğa dönüşecekti. Ben şuan bir hiçtim... Yarın ise yoktum. Ben neden var olmuştum. Tek kelimeyle bu dünyaya gelmiş koca bir hiçlik israfıydım.. ve bir gün tam anlamıyla hiçliği dahi var olmamış bir yokluk olacaktım...
Olanı olduğu gibi kabul edebilmek…
Olan, beklentimiz dışında tecelli etmişse onu olduğu gibi kabul etmek birinci aşama… Eğer olan olduğu gibi kabul edilebilirse ona karşı savunmamızı ya da saldırımızı tayin etmede güçlük çekmeyiz.
Ancak olanı olduğu gibi kabul etmede insanı zorlayan başat handikap, onu olduğu gibi kabul etme yerine, kendi beklentimize göre değiştirme çabasında baş gösteriyor. Böylece gerçeklik karşısında alınması gereken tutum yerine, onu değiştirme çabası ön alıyor…
Ve böylece boşa kürek çekmenin ilk adımı atılmış oluyor.
Ulaşmak istediğin menzil akıntının karşı yönündeyse oraya doğru kürek çekmek boşuna uğraşmak olur, akıntı seni kendi doğrultusuna sürükler. Bu durumda kürek çekmeyi bırakıp kıyıdan yürüyerek oraya ulaşmanın yolunu bulmaya çalışmak gerek…
Fatih Sultan Mehmet’in yaptığı tam da buydu. Halice çekilmiş zinciri kırmaya uğraşmak yerine gemilerini karadan yürüterek menzile ulaştı. Ondan önce yüzyıllar boyunca bütün cesur komutanlar o zinciri kırmaya çalıştı. Ama başarı sıfır… Fatih, işte o yüzyıllar boyu süren makûs deneyi tersine çevirdi ve menzile ulaştı. Verdiği karar basit bir gerçekliğe dayanıyordu, olanı olduğu gibi kabul etmek: zinciri orada bırak!
| 07.05.2020 Makale - Rasim Özdenören
Son zamanlarda çok fazla karşımıza çıkan Sugar Daddy Ne Demek? gibi sorular bulunuyor. Yurt dışında çok fazla kişinin uyguladığı durumlardan birisi olarak
Göze kulağa çarpan öyle şeyler var ki insanın ruhunu, bedeninden daha çok yoruyor. Ve çoğunu fark edemiyoruz bile. Bu yüzden insan, tercihlerinde seçici olmalı, her şeyi izlememeli, her şeyi duymamalı.
Allah’a hamd olsun🌹
“Allahım! Bana öğrettiğin ilim ile beni faydalandır. Dualardan, bana fayda verecek ilmi bana öğret ve benim ilmimi artır. Her hâl üzere Allah’a hamd olsun. Cehennem ehlinin hâlinden Allah’a sığınırım.”
(Tirmizi, “De’avat”, 130)
Uyanmak
Ne zaman uyanır insan,Uyanıkken gördüğü bu rüyadan?Daha çok uyuduğun da mı?Rüyanın farkına varıp kendini uyandırdığında mı? Ya da en sonunda her kes gibi,Vadesi dolup da Emri Hak Vaki olduğunda mı?Sizce hangisi daha faydalı olur insan için?Bu soruya cevap verebilmek için,Önce hatırlamalı insan,Bu âleme ne için geldiğini…30.12.2023
View On WordPress