Kişi kalbinde, gözleriyle, gecenin zifiri karanlığını hakiki olarak hisseder. Gözü için karanlık ne ise kalbi için günahın karanlığı odur. Çünkü itaat nûr, masiyet karanlıktır. Bu karanlık ne kadar artarsa kişinin şaşkınlığı o kadar artar. Sonunda farkına varmadan bid'atlere, sapıklıklara ve helak edici şeylere düşer. Çünkü o, gecenin karanlığında tek başına yürüyen bir kör gibidir.
Kalpteki karanlık öylesine güçlenir ki bu gözde belli olur, sonra daha da güçlenir ve yüze yansır. Yüzde, herkesin gördüğü bir karartı haline dönüşür.
Abdullah b. Abbas (r.a.) şöyle der: "İyi amel yüze parlaklık, kalbe nur, rızka bolluk/ bereket, bedene güç, insanların kalbine muhabbet verir.
Günah ise yüzde siyahlık, kalpte karanlık, bedende zayıflık, rızkta kıtlık ve insanların kalbinde nefret yapar."












