• “Herkesin fikirlerini özgürce paylaşabileceği, açık bir tartışma ve paylaşım alanı. Türk veya yabancı fark etmez, fikirleriniz burada değe
İçi̇mizde kalanlar, à voix basse.
yüksek ses istemeyen düşünceler için bir yer.
Mike Driver
art blog(derogatory)

No title available
Cosmic Funnies
AnasAbdin
Alisa U Zemlji Chuda

if i look back, i am lost

@theartofmadeline
"I'm Dorothy Gale from Kansas"

izzy's playlists!
Jules of Nature
$LAYYYTER
KIROKAZE
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year
No title available

JVL
Three Goblin Art
tumblr dot com

祝日 / Permanent Vacation
todays bird

seen from United Kingdom

seen from Türkiye
seen from Mexico
seen from Poland
seen from United States
seen from Ukraine

seen from United States
seen from Thailand

seen from United States
seen from Australia
seen from Italy
seen from Thailand

seen from United Kingdom
seen from Türkiye

seen from Malaysia
seen from United States

seen from United States

seen from United States

seen from Algeria

seen from Australia
@egarevega
• “Herkesin fikirlerini özgürce paylaşabileceği, açık bir tartışma ve paylaşım alanı. Türk veya yabancı fark etmez, fikirleriniz burada değe
İçi̇mizde kalanlar, à voix basse.
yüksek ses istemeyen düşünceler için bir yer.
Geçmişe saplanınca insan ağırlaşıyor.
Geleceğe çok bakınca ruh huzursuzlanıyor.
Ama zihin şimdiye değdiği anda, varlık sessizce yerine oturuyor.
Aslında kaçtığımız şey zaman değil, hissetmek.
Çünkü şimdi, dikkatimizi ister.
Ve dikkat… cesaret ister.
Marcus Aurelius’un dediği gibi :
“Hayatın şu andan ibarettir; geri kalanı ya yaşandı ya da belirsizdir.”
Zihnim istemediğim yerlere sürüklendiğinde, onu zorla susturmuyorum.
Sadece bedenime soruyorum:
• 5 şey görüyorum
• 4 sesi dinliyorum
• 3 şeye dokunuyorum
Düşünceler soyut, ama duyular gerçek.
Ve gerçek olan şey, zihni hep buraya çağırır.
Belki de “şimdi”
düşünülmesi gereken bir şey değil,
hissedilmesi gereken tek zamandır.
-Âme Atlas
“Dünya hassas kalpler için bir cehennemdir.”
Arthur Schopenhauer
Bu cümle çoğu insanın kalbine oturur,
çünkü doğru bir yerden konuşur.
Hassas olan daha çok görür,
daha çok hisseder
ve bu dünya, ince ayarlı ruhlar için fazla gürültülüdür.
Ama cümleyi kuran kişiye bakınca,
gerçek başka bir yüzünü gösterir.
Schopenhauer insanlardan uzak dururdu,
onları küçümserdi,
merhameti teoride savunur
ama pratikte çoğu zaman ondan kaçardı.
Hayvanlara şefkatliydi ama
insanlara karşı sertti.
Hatta bir tartışmada bir kadını merdivenden itti
ve yıllarca tazminat ödemek zorunda kaldı.
Yani dünyayı cehennem gibi bulan biri,
bir başkası için gerçekten cehennem olmayı da seçmişti.
Burada durup şunu kabul etmek gerekir:
Bazen doğru sözler, doğru insanlardan çıkmaz.
Bazen bir teşhis mükemmeldir
ama tedaviyi yapan eller kirli olabilir.
Gerçek, ahlaklı olmayı garanti etmez.
Schopenhauer hassasiyetin acı getirdiğini gördü,
ama çözüm olarak sevgiyi değil, mesafeyi seçti.
İnsanlara yaklaşmak yerine
duvarlar ördü.
Belki de dünyaya bu kadar sert bakmasının sebebi,
kendi sertliğiydi.
Bu yüzden bu söz hâlâ bizi yakalar
ama bize şunu da fısıldıyor:
Hassas olmak kader değildir.
Ve acıyı görmek, acı vermeyi haklı çıkarmaz.
Dünya hassas kalpler için zor bir yer olabilir, evet.
Ama hassas kalpli biri
başkasının cehennemi olmak zorunda değildir.
Bazen mesele dünyanın kötülüğü değil,
doğruyu söyleyen kişinin
doğru kalbi taşıyıp taşımadığıdır.
-Écho Atlas
Merhaba, ben Atlas Ege Arel…
Bu yeni yılda şunu yazmak istedim:
Bazen acaba gelecekteki kader bekçilerim kim olacak diye düşünüyorum.
Bazen önümdeki, gücüm yetmeyen taşları kaldıramıyorum diye üzülüyorum.
Bazen de hüzünlü mirasların acısına yenik düşüyorum.
Evet, şimdi:
Şu kadarını söyleyeyim, artık gücüm yetmeyen taşlarla uğraşmayacağım.
Şu kadarını söyleyeyim, artık hüzünlü mirasların karşısında görünmezlik kılıfı giyiceğim.
Şu kadarını söyleyeyim, artık kendimi yapamadıklarım için yetersiz hissetmeyeceğim.
Şu kadarını söyleyeyim, her yaşadığımdan ders çıkarmak zorunda değilim.
Ve son kez:
Şu kadarını söyleyeyim, kendimi habire ileriye taşımak zorunda değilim. Kendimi her boşluğu en iyi şekilde değerlendirmesi gereken biri olarak görmeyeceğim.
Çünkü zaman bazen sadece geçer öyle değilmiii.
Ve buraya kadar okuduysanız teşekkür ederim:) Yeni yılın eşiğinde, zamanın ve kendi içimin kıvrımlarından süzülen birkaç düşünceyi paylaşmak istedim.
Ve unutmayın…
Hayat bazen sadece durup bakmayı, bazen de saçma sapan kahkahalar atmayı öğretir.
Zorunda olduğumuz tek şey, sahte maskeler takmadan kendi çılgınlığımızla var olmaktır.
Bazen taşlar ağırlık yapar, bazen boşluklar sessizce büyür; ama ikisi de seni kendinle tanıştırmak için vardır.:)
En büyük özgürlük, her yükü sırtlamak zorunda olmadığını fark etmektir.
Sadece olmak… kendi saçma, tuhaf ve harika halinle olmak… işte bu, en cesur ve en deli adım.
Ve belki de…
Yeni yıl, nefesin kadar yakın, adımın kadar cesur ve sadece senin kadar gerçek olacak.
Voilà ❄️
-Écho Atlas
Ara verdim sandım; bugün olmadı.
Kuklanın çırpınışı, insanın sessiz isyanı gibidir.
El tarafından yönlendirilen her hareket,
illüzyonlara bağlı, arzularla itilen bir varoluşu gösterir.
Yine de imkânsız bir özgürlüğe dair umut hep vardır.
Her ip, görünmez bağlarla örülmüş hayatlarımızı hatırlatır;
ne kadar tutsak olduğumuzu,
ama aynı zamanda kendi kaderimizin sanatçısı olduğumuzu.
-Écho Atlas
Salonda yalnız bir figür…
Fırçası elinde, bakışları tuvalin içine dalmış.
Her renk, her gölge, anlatamadığı bir hikayenin nefesi gibi duruyor.
Zaman, fırçasının ucunda eriyor, düşünceleri gölgelere karışıyor.
Belki de hayat, tuvalde yaşadığı kadar gerçek değil…
Ya da belki de tuvaldeki hayat, gerçek olandan daha gerçek.
-Écho Atlas
rien d’urgent 🤎
Ce qui n’est pas dit
İnsan çoğu zaman kendini ifade ettiğini sanır;
aslında rahatsız etmeyen bir yüzünü dolaşıma sokar.
Söylenmeyenler daha ağırdır —
ce qui n’est pas dit pèse toujours plus.
l’humain ,
…geri çektiği cümlelerle şekillenir.
Anlam, insanın kendi varlığıyla
aynı odada kalabildiği anlarda ortaya çıkar;
là où le bruit s’éteint, la conscience commence.
-Âme atlas
Herkes gibi yaşarsan, kim olduğunu asla bilemezsin.
Çünkü kalabalıklar güvenlidir ama yönsüzdür;
sana yol göstermez, sadece sürükler.
Kendin olmak cesaret ister.
Yanlış yapmayı, yalnız kalmayı, anlaşılmamayı göze almayı…
Ama insan ancak durup ‘ben ne istiyorum?’ diye sorduğunda
gerçekten var olmaya başlar.
Belki huzur vermez bu yol,
ama en azından sana aittir.
On ne se trouve pas dans la foule,
on se rencontre dans le silence.
-Âme Atlas
Bazı şeyler
duraklamayla anlaşır.
güç,
adını koymaz.
orada olur.
kırılganlık
dağılmak değil;
yerini kaybetmemektir.
her şey temas etmek zorunda değil.
bazı anlamlar
mesafede kalır.
ve insan,
kendine eklemez.
sadeleşir.
-Âme Atlas
Uyku bazen bir dinlenme değil, varoluştan geçici bir geri çekiliştir.
Uyanmaksa, aynı yükle yeniden yüzleşmektir.
-Âme Atlas
Işığın her zaman doğruyu gösterdiğine hiç inanmadım.
fazla düzenliydi, fazla güvenli.
ben hep herkesin görmezden geldiği yerlere baktım.
adını koymanın kolay olmadığı şeylere.
orası karanlıktı, evet.
ama aynı zamanda davetkârdı.
ve ben beni çağıran şeylere
kendimi daha kolay bıraktım.
birini sevmek,
onu kurtarmak ya da değiştirmek değildi benim için.
yanında durabilmekti.
iyiyle kötünün arasındaki o çizgide
elini çekmeden, gözünü kaçırmadan.
tehlikeyi bilerek yaklaşmak
korkusuzluk değil.
bu, kalbinle verdiğin bilinçli bir karardır.
çünkü bazı aşklar
seni aydınlatmaz,
ama seni olduğun yere
çekip bırakır.
bazı düşüşler
yön kaybı değil,
seçilmiş bir derinliktir.
-Âme Atlas
ce n’est pas si simple, n’est-ce pas
avancer sans douter
marcher
et appeler cela
« la vie »
moi, je m’arrêterai
j’avancerai lentement
parce que les choses fausses
ne peuvent pas imiter le bon moment
-Âme Atlas
Le rouge me brûlait.
La nuit m’a peint en bleu.
-Âme Atlas
herkes bağırarak var olmaz
bazıları…
fısıldayarak kalır
sessizlikte
ben de onlardanım
-Âme Atlas
“Senden gitmek zor geldi — mais j’ai dû partir.”
-Âme Atlas