Bir akşam genç bir çocuk babasının kucağına zıplayıp, "Baba, birlikte yeterince zaman geçirmiyoruz, diye fısıldamış. Oğlunu çok seven baba, bu sözlerin doğru olduğunun bilinciyle, "Haklısın oğlum, çok üzgünüm," diye karşılık vermiş. "Ama söz veriyorum, bunu telafi edeceğim. Yarın cumartesi; neden, tüm günü birlikte geçirmiyoruz? Sadece sen ve ben!" Bu güzel bir planmış ve çocuk, erkesi gün neler yapacaklarını hayal edip babasıyla birlikte yaşayabileceği macera dolu saatlerin heyecanıyla akşam yatağına yüzünde bir gülümsemeyle gitmiş.
Ertesi gün baba her zamankinden daha erken kalkmış. Oğlu uyanıp hazırlanmadan, her sabahki kahve içme ve gazete okuma ritüelinden mahrul kalmamayı garanti altına almak istemiş. Ancak gazetenin iş günyası sayfalarında kaybolduğu bir anda, oğlunun gazeteyi elinden alması ve büyük bir coşkuyle, "Baba, ban kalktım. Hadi, oynayalım!" demesiyle adeta şaşkına dönmüş.
Oğlunu gördüğünde sevinen ve güne onunla birlikte başlamaya istekli olan baba, sabahki kahve-gazete keyfini tamamlamak için biraz daha zamanının olmasına can atıyor, bir yandan da bunun için suçluluk duyuyormuş. Hızla bir şeyler düşünmüş ve sonunda umut vaat eden bir çözüm bulmuş. Oğlunu yanına çekip ona sıkıca sarılmış ve ona ilk oyunlarının bir yapboz oyunu olacağını, bu bittikten sonra dışarıya çıkacaklarını ve günün geri kalanını dışarıda oynayarak geçireceklerini söylemiş.
Baba gazetesini sabah ilk eline aldığında gördüğü, üstünde dünya resmi olan tam sayfa bir reklamın bulunduğu o sayfayı hemen bulmuş, sayfayı küçük parçalara ayırıp sehpanın üstüne yaymış. Oğluna, parçaları yapıştıracağı bir bant da verdikten sonra, "Bu yapbozu ne kadar zamanda tamamlayacağını merak ediyorum," demiş. Çocuk büyük bir şevkle işe koyulurken, biraz daha zaman kazandığı inancında olan baba tekrar gazetesine gömülmüş.
Aradan birkaç dakika geçmiş ki, çocuk bir kez daha abasının gazetesini çekiştirip gururla, "Baba, bitirdim!" demiş. Baba büyük bir şaşkınlık yaşıyormuş. Önünde, her bir parçası yerli yerinde, tıpkı reklamdaki gibi tastamam, eksiksiz bir dünya resmi duruyormuş. Baba gurur ve merak karışımı bir sesle, "Bu kadar çabuk nasıl yaptım?" diye sormuş oğluna.
Çocuğun yüzü aydınlanmış. "Çok kolaydı baba! Başta yapbozu yapamadım ve nerdeyse vazgeçiyordum; çok zor görünüyordu. Ama sonra parçalardan birini yere düşürdüm; sehpa cam olduğundan başımı kaldırıp baktığımda parçaların diğer tarafında bir adamın resmini gördüm. Bu bana bir fikir verdi! Adamın resmini bir araya getirdiğimde, dünya resmi de yerli yerinde oturmuş oldu."