“ Ayet: Onlar Kur'an'ı düşünmüyorlar mı? Yoksa kalplerinin üzerinde kilitleri mi var? ” Muhammed, 24.
trying on a metaphor
untitled

Janaina Medeiros
RMH

Origami Around
almost home
🪼

oozey mess

Love Begins

JVL
I'd rather be in outer space 🛸
h
$LAYYYTER
occasionally subtle

if i look back, i am lost
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open

titsay
wallacepolsom
Stranger Things

roma★
seen from Argentina
seen from Saudi Arabia
seen from Morocco
seen from Morocco
seen from Kazakhstan

seen from Malaysia
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from Türkiye

seen from Canada
seen from United States

seen from United States
@yitirilmis-manalar
“ Ayet: Onlar Kur'an'ı düşünmüyorlar mı? Yoksa kalplerinin üzerinde kilitleri mi var? ” Muhammed, 24.
"Kalpte aynı vücudun hastalandığı gibi hastalanır ve şifa kaynağı, hatalardan koruyucusu tövbedir. O da tıpkı demirin paslandığı gibi paslanır ve berraklığı ancak Allahı zikretmekle geri getirilebilir. Vücut gibi kalpte çıplaklaşır ve onu tekrar örtebilecek yegane şey takvadır. Yine beden gibi acıkır ve susar. Yiyeceği ve içeceği ise ilim, Allah sevgisi, Allaha güvenme ve kulluktur. İbni Kayyim el-Cevziyye
Bir defasında İbn Teymiyye'nin yanında bulunuyordum. Sabah namazını kıldıktan sonra oturup öğleye yakın bir zamana kadar Allah'u Teâlâ yı zikretti ve sonra bana döndü ve şöyle dedi; “Bu benim kahvaltımdır. Eğer ben bu kahvaltıyı yapmayacak olursam bütün gücüm dağılıp gider.” İbni Kayyim el-Cevziyye
İçimiz hep bir hoşçakal ülkesi..
Filistin adını ilk küçük bir çocukken bir ilahi de duymuştum. ” Afganistan, Türkistan, Filistin alın yazım ” diyordu. O zaman Filistin ‘i adıma benzerliğinden dolayı çok sevmiştim ve söylerken gülüyordum! Kalbimde adı anılınca bir yara açacağını bilmeden gülüyordum!
Filiz Özcan...
Selamın en güzeli yine üzerinize olsun.
Bugün Filistin’e düşen yine kan kokusu ve gri bir gökyüzü. Zulümlerini bu gece daha da artıracaklarına dair sözler sarfetti zalimler. Allah ise sadece onlar üzerindeki azabını artırıyor böylelikle.
Acı ve korku dolu bakışlar görüyorum yine, ne var ki bir o kadar da umut saklı ta derinliklerinde.. Sonlarının ne olduğunu bilmeden kapalı kocaman demir kapıların ardına sürüklenen o iki çocuk ve daha nicesi.. Yüksek sesle ağlıyor biri. Kimse bir şey yapamıyor.
Üzerlerine yağan bombalardan esasında pamuk gibi olan yüzleri kapkara kesilmiş o çocuklar takılıyor yine düşüncelerime ve bakışlarım yanlarında ki bir doktora yöneliyor. Birden şehadete adanmış bir hayat geçiyor gözümün önünden. Kalbim bütünüyle o hayata yöneliyor..
Gücüm yetse de kaybolup uzaklaşsam bu anlamsız kalabalıklardan. Bir doktor olsam ve Filistin’e gitsem.. Zalime sadece birkaç taş ile ‘dur’ diyen küçük yumrukların hayatının kurtulmasına vesile olabilsem.. Şehadet parmağını gösterip yüzünde bir gülümseme ile sonsuzluğa yürüyen o annenin son anlarında yanında olup ‘çocukların bu ümmete emanet.’ diyebilsem..
Nişanlısını veyahutta yeni eşini kaybeden genç kıza sabredenlerin mükafatından bahsetsem.. Kah yetim, kah öksüz o Filistin’li çocuğun gözlerindeki tüm zalimleri yerle bir edecek dehşet umudu görebilsem ve onu bağrıma basabilsem..
Ve belkide, dünyevi istek ve arzulardan uzak, sadece Allah’ın birer askeri olabilecek ve daha da iyi nesiller yetiştirecek birer evlat sahibi olabilmek için, Rabbine teslim olan biri ile hayatımı birleştirebilsem..
Ve en sonunda bende, belki yeni bir bombalamada, belki tek bir kurşun ile, Rabbimin razı olduğu bir biçimde, yanımdaki ağlayan yavruma ‘Zafer Islam’ındır’ diyerek tıpkı diğer anneler gibi.. Evet.. Bende şehadete yürüyebilsem…
Zeynep Yusra…
Kuran Günlüğüm - NAZİAT suresi 42 ...
79.42 : Sana, kıyametin ne zaman kopacağını soruyorlar. 79.43 : Onu bilip söylemek nerede, sen nerede? 79.44 : Onun nihai bilgisi yalnız Rabbine âittir. 79.45 : Sen, ancak ondan korkanları uyarıcısın. 79.46 : Kıyameti gördükleri gün onlar, sanki dünyada ancak bir akşam, yahut bir kuşluk vakti kadar kalmış gibidirler.
KANLI OYUNLAR
Ben filistinli bir çocuğum! Omuzumda koca bir yük ben mi taşıyacağım? Ellerim çok küçük oysa yakalar mi umudu? Bebeğim nerede hani? Yoksa o da mi vuruldu?
Filistinli bir çocuğum ben! Akan kanlar mürekkep mi kaleme? Defterime ne yazılı bu gün kü dersimiz ne? Acı mi yazacağım mutluluğun yerine? Bırakın o taşları kalem verin elime!
Bir çocuğum ben filistin de! Kanla kirlenip göz yaşı ile temizlenen bir ülke! Uzerime doğru gelen şu panzer de ne? Neden kızdı bu amca? Oyuncak var elinde! Ben bu oyunda yoktum neden benim peşimde? Saklambaç mi oynayacağız? Nefesi hep ensemde Ben çok kucugum oysa bu oyunları bilmem Kosamiyorum konuşamıyorum, Bu can acisi neden!
Bir çocuktum ben filistin de! Yıkılan evlerde filizlenirdi umutlar. Neşeli şarkılar yoktu hiç Dumanlar ağirlar di bulutlar Ağaçlar yesermesede yarınlar yeserir di Aglasada analar özgürlük türküsü söylenir di.
Allah im ben de eksildim şimdi kudüs un bağrından Çiçekler ekecektim bombaların ardından Mutluluk diyarinin masalını anlatır di babam Bu cenaze benim mi? Kime kaldı duvarsiz odam.
Filiz Özcan
Müslüman, bombaların içinde çiçek yetiştirebilen insandır.
Kuran Günlüğüm - SAFF suresi 10 ...
61.10 : Ey iman edenler! Sizi elem dolu bir azaptan kurtaracak bir ticaret göstereyim mi size? 61.11 : Allah’a ve peygamberine inanır, mallarınızla ve canlarınızla Allah yolunda cihat edersiniz. Eğer bilirseniz, bu sizin için çok hayırlıdır. 61.12 : (Bunu yapınız ki) Allah, günahlarınızı bağışlasın, sizi içinden ırmaklar akan cennetlere ve Adn cennetlerindeki güzel meskenlere koysun. İşte bu büyük başarıdır. 61.13 : Seveceğiniz başka bir kazanç daha var: Allah’tan bir yardım ve yakın bir fetih (Mekke’nin fethi). (Ey Muhammed!) Mü’minleri müjdele!
Bir duanın sonucu ancak bu derece bereketli olabilirdi. Ama o bir eşti. Bir babaydı. Bir aile reisiydi. Ama hepsinden önemlisi Rabbine en samimi bir şekilde yönelmiş muvahhid bir kuldu. O Rabbine asla şirk koşmamıştı. O'nda hepimiz için çok güzel örnekler var...
Rabbimiz, bu günün ateistleri ve inançsızlarının o gün kendisine nasıl yalvaracaklarını bize böyle haber veriyor. Ne yazık bu kabul ve itaati zamanında gerçekleştirmeyenlere…
112.1 : De ki: “O, Allah’tır, bir tektir.” 112.2 : “Allah Samed’dir. (Her şey O’na muhtaçtır; O, hiçbir şeye muhtaç değildir.)” 112.3 : O’ndan çocuk olmamıştır (Kimsenin babası değildir). Kendisi de doğmamıştır (kimsenin çocuğu değildir).” 112.4 : “Hiçbir şey O’na denk ve benzer değildir.” Gerçek ilahın özellikleri bunlardır. Kendisine ibadet edilecek ilah ancak bu özelliklere sahip olan bir ilah olmalıdır.
Küfredenlerin Misâli; Allah Teâlâ’nın Allah ile beraber O’ndan başkasına ibâdet eden, elçilerini yalanlayan, amellerini sağlam bir temele oturtmayan kâfirler için vermiş olduğu bir misâldir.. Sağlam bir temele oturmayan amelleri yıkılır gider de, onlara en muhtaç oldukları zamanda onlardan yoksun kalırlar. Allah Teâlâ : «Rablarına küfredenlerin amelleri; fırtınalı bir günde rüzgârın şiddetle savurduğu küle benzer.» buyurur.
Onlar kendilerinin hak üzere olduklarını sanıyorlardı. Böylece hiç bir şey bulamamış olurlar. Hiç bir şey elde edemezler. Şiddetli fırtınalı bir günde külden ne elde edilebiliyorsa işte onların da eline geçen odur.
«İşte bu uzak sapıklıktır.» buyurur ki; onların çalışmaları ve amelleri, temelsiz ve istikâmetten yoksundur. Sonunda en muhtaç olduklarında onların sevabını kaybedeceklerdir. İşte bu derin sapıklıktır. (İbni Kesir Tefsiri)
Bu ayet tevhid ehli olmayıp amellerini tevhid akidesinin sağlam temelleri üzerine oturtmayan bidat ehlini de kapsamaktadır. Çünkü her bidat sahibi kendini ve yaptığını güzel görür. Onu değiştirme çabası içinde olmaz. Gerçeğin farkına vardığında ise artık çok geç olacaktır.
Allah'ın varlığında şüphe mi var? Fıtratlar, O'nun varlığına şâhiddir ve O'nu ikrar üzere yaratılmıştır. Fıt-rat-ı selime tarafından O'nun varlığını itiraf zarurîdir. Ancak bazı fıtratlarda şüphe ve kararsızlık olabilir ve O'nun varlığına ulaştıran deliller üzerinde düşünmeye ihtiyâç duyulabilir. Bu sebebledir ki peygamberler, Allah'ı bilme yoluna insanları irşâd etmek üzere Allah'ın : «Gökleri ve yeri yaratan.» olduğunu söylemişlerdir. Gökleri ve yeri yaratan, geçmiş bir misâli olmaksızın yoktan var eden O'dur. Sonradan olma, yaratma ve müsahhar kılma delilleri; buna açıkça delâlet etmektedir ki; onlar için bir yaratıcı olmalıdır. Bu da kendisinden başka ilâh olmayan her şeyin yaratıcısı, ilâhı ve mâliki olan Allah'tır. Allah'ın ilâh oluşunda ve ibâdetin yegâne O'na vâcib oluşunda şüphe mi var? O, bütün varlıkları yaratandır. Tek ve ortağı olmaksızın ibâdete sâdece O müstehaktır. Muhakkak ki ümmetlerin çoğunluğu, bir yaratıcının varlığını ikrar etmişlerdir. Fakat onlar, kendilerine fayda vereceği veya kendilerini Allah'a yaklaştıracağı zannıyla Allah ile birlikte O'nun dışındaki vâsıtalara da ibâdet etmişlerdir. Peygamberleri onlara şöyle demişti: "Günâhlarınızı (âhiret yurdunda) bağışlamak için çağıran ve size (dünyada) belirli bir süreye kadar müsâade eden Allah'tan mı şüphe ediyorsunuz?" Hud,3 (Ibni kesir)
Ne büyük gönül ister bunu diyebilmek. Rabbim bizi de bu duayı yürekten söyleyebilenlerden kılsın. Amiiin.